Yeditepe Üniversitesi’nden iklim değişikliğinin etkilerine ilişkin bilgilendirme

Yeditepe Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Bengi Korgavuş, “2022’de dünya, geçen yüzyıla göre 1,11 derece daha sıcak oldu. Neredeyse tüm kara alanlarında artık daha sıcak günler ve sıcak hava dalgaları görülmektedir ve görülmeye de devam edecek. 2023’ün kayıtlardaki en sıcak yıllardan biri olacağı ön görülmekte.” ifadelerini kullandı.

Yeditepe Üniversitesi’nden yapılan açıklamaya göre, dünyada iklim değişikliğinin etkileri derinden hissedilirken, Soğuk Evre ‘La Nina’nın sona erdi, sıcak evre ‘El Nino’ başlıyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Dr. Öğr. Üyesi Bengi Korgavuş, Türkiye’nin küresel ısınmadan etkilenen ülkelerin arasında yer aldığını belirterek, şunları kaydetti:

“2022 yılı önceki yıllara göre daha sıcak ve kurak geçti. Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) Türkiye 2022 Yılı İklim Değerlendirmesi Raporu’na göre 2022 yılı, 14,5 santigrat derece ile en sıcak yedinci yıl oldu. 2022 yılı alansal yağışları, uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 12,1 azalma, 2021 yılı yağışlarına göre ise yüzde 4 azalma meydana geldi ve kuraklık riski giderek artmaktadır. MGM verilerine göre 2022 yılında, 1.030 sıra dışı hava olayı yaşandı, bu olaylarda özellikle son 20 yılda artış eğilimi gözlendi. Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) yaptığı araştırmalara göre ise son 9 yıl, modern kayıt tutmanın başladığı 1880’den bu yana en sıcak yıllar oldu.

2022’de dünya, geçen yüzyıla göre 1,11 derece daha sıcak oldu. Neredeyse tüm kara alanlarında artık daha sıcak günler ve sıcak hava dalgaları görülmektedir ve görülmeye de devam edecektir. NASA’ya göre 2022’de üst üste üçüncü serinletici etkiye sahip La Nina yılı yaşanmış olmasına rağmen dünya genelinde bugüne kadar ölçülen en sıcak beşinci yıl olarak rekor kırdı. La Nina’nın serinletici etkisinin küresel sıcakları düşürdüğü, La Nina olmasaydı küresel ortalama sıcakların çok daha yüksek olacağı tahmin edilmektedir. İngiltere Meteoroloji Ofisi’ne göre, üst üste üç yıl yaşanan serinletici etkiye sahip La Nina 2023 yılında sona erdi ve bu yıl sıcak evre olarak tanımlanan El Nino etkisi görülmesi beklenmektedir. Bu sebeple İngiltere Meteoroloji Ofisi, 2023’ün kayıtlardaki en sıcak yıllardan biri olacağını ön görmektedir.”

“Çevresel faktörler, her yıl yaklaşık 13 milyon insanın hayatını almakta”

Korgavuş, iklim değişikliğinin çevresel, toplumsal ve insan sağlığı üzerinde hem doğrudan hem dolaylı birçok etkisinin gözlendiğine işaret etti.

Birleşmiş Milletler verilerine göre çevresel faktörlerin, her yıl yaklaşık 13 milyon insanın hayatını aldığını bildiren Korgavuş, “İklim değişikliği insanları yoksullaştıran etkenleri arttırarak toplumları fakirleştirmektedir. Yine Birleşmiş Milletler verilerine göre son on yılda, hava durumuyla ilgili olaylar her yıl ortalama 23,1 milyon insanı yerinden etmiş ve çok daha fazlasını yoksulluğa karşı savunmasız bırakmıştır. Mültecilerin çoğu, en savunmasız ve iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlamaya en az hazır olan ülkelerden gelmektedir.” ifadelerini kullandı.

“Toprak, enerji, sanayi, bina, ulaşım ve şehirlerde hızlı ve geniş kapsamlı dönüşümler yapılması gerekmekte”

Türkiye için yapılan öngörülere ilişkin de bilgi veren Korgavuş, şu değerlendirmelerde bulundu:

“COP27’de açıklanan Sağlık ve İklim Değişikliği Türkiye Profiline göre, Türkiye’de iklim değişikliğine bağlı olarak kuraklık ve tarımsal üretimde azalma, su ve gıda kaynaklı hastalıklar, hava kirliliğinin neden olduğu solunum yolu hastalıkları ve ısı stresi, seller, fırtınalar, orman yangınları, böcek salgınları ve toprak kaymaları gibi daha sık görülen aşırı iklim olayları ve bunlara bağlı gelişen orman biyoçeşitliliğinde ve ormanlarda kayıplar olması beklenmektedir.

İklim krizinin önüne geçmek için Paris İklim Anlaşması imzalandı. Çözüm önerilerine baktığımızda, küresel ısınmanın 1,5 santigrat derece dereceyle sınırlanması için toprak, enerji, sanayi, bina, ulaşım ve şehirlerde hızlı ve geniş kapsamlı dönüşümler yapılması gerekmektedir. Türkiye’nin hedefi gerçekleştirebilmesi için elektrik üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarının payının artırılması ve kömürden tamamen çıkılması, ulaşımda binek araçlarda ve toplu taşımada elektrikli araç oranın arttırılması, sanayi ve tarımda enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kullanımının artırılması, konut ve ticari/kurumsal binalarda fosil yakıt kullanımının sonlandırılması ve elektrikle ısınmaya geçilmesi gereklidir.”

Korgavuş, bunların yanı sıra kentlerde yeşil alan miktarlarının artırılması, kentsel yeşil altyapı sistemlerinin oluşturulması, yağmur bahçeleri, geçirimli döşemeler ve benzeri yöntemler ile yağmur suyu yönetimi yapılması, toplu taşıma ve bisiklet yollarının yaygınlaştırılması, yaya odaklı kentsel tasarım, çevreye duyarlı malzemelerin ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması önerilerinde bulunarak, geri dönüşüm ve doğa tabanlı çözümler ile kentlerin iklim değişikliğine karşı dirençli hale getirmenin mümkün olduğunu ifade etti.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir