‘Hiçbir Renk Göründüğü Gibi Değildir, Hepsi Aldatıcır” Diyen Sanatçı Josef Albers ve Hayatı

Renklerle çalışmak zorlu bir iştir. Göze hoş gelen tonları seçmenin ötesinde bir iştir; renk göreceli olmakla beraber yerine göre de değişir. Renk ilişkilerini anlamak, pratik yapan her bir sanatçı için hayati önem taşır. İçeriğimizde, bu konuda sanatçılara büyük yardımları dokunan Josef Albers’in sanata kazandırdıklarını ele alıyoruz?

Kaynak: https://mymodernmet.com/josef-albers-…

Josef Albers, 19 Mart 1888’de Almanya’nın Bottrop kentinde doğdu. Zanaatkar bir ailede büyüdü; babası bir boyacılık, marangozluk ve tamircilik gibi çeşitli işler yaparken annesi ise demirci bir aileden geliyordu. Albers; cam oymacılığı ve sıhhi tesisat dahil olmak üzere, bu becerilerin çoğunu ailesinden öğrendi.

Öğretmen olmak için çalıştı. 1915’te sertifikalı bir resim öğretmeni oldu. Resim öğretmeni olarak eğitimini tamamladıktan sonra, baskı resim ve vitray öğrenmek için zaman harcadı. Albers, 1920’de Johannes Itten’in öğrencisi olarak ünlü Alman sanat okulu Bauhaus’a girdi. Vitraydaki uzmanlığı aynı yıl, fakülteye vitray üreticisi olarak katılmasını sağladı. Alanındaki felsefesi, mimarinin bir bileşeni olan kendi bağımsız sanat formuydu.

Albers; Bauhaus’tayken, Weimar çöplüğünde bulunan enkazın yanı sıra artıklar ve kurtarılmış vitraylardan yapılmış park gibi camdan eserler yaptı. Albers, Bauhaus’ta yeni öğrencilere temel bir tasarım dersi verdi. Cam ve metal çalışmalarının yanı sıra mobilya ve tipografi de tasarladı.

Daha sonra, Bauhaus’un dokuma atölyesini yönetecek olan sanatçı Anni  Fleischmann ile evlendi. Okul, 1933’te Nazizm nedeniyle kapanınca Berlin’e taşındılar. Bauhaus kapandıktan sonra, Albers ABD’ye geldi. O zamanlar, Modern Sanat Müzesi’nde küratör olan Philip Johnson’dan yardım aldılar. Albers, ingilizce bilmemesine rağmen yeni bir deneysel sanat okulunun başkanı oldu. Ruth Asawa, Robert Rauschenberg ve Cy Twombly dahil olmak üzere sonunda kendilerine bir isim yapacak öğrencilere ders verdi. Okul; sanat ve hayatı birleştirmeyi, aynı zamanda ders çalışmayı amaçlıyordu. Hayatının sonuna kadar öğretmenliğin yanı sıra Yale Üniversitesi’nde bölüm başkanlığı yaptı. 

 ‘Sanat, hayatın tüm sorunlarının yansıtıldığı bir alandır.’

-Josef Albers

Albers en ünlü eser serisine 1949’da başladı. Basit bir çalışma hacmi gibi görünse de ‘Kareye Saygı’ başlıklı resim koleksiyonu onu yirmi beş yıl meşgul edecekti.

Kompozisyonlarını karelere ayırdı ve bunları astarlanmış bir Masonite paneli üzerine uygulamak için yağlı boya ve palet bıçağı kullandı. Ancak bu basit önermenin ötesinde, Albers renk ve uzamsal ilişkileri kullanarak optik efektler yarattı.

Kare resimlerinde, kompozisyonun unsurları ilerliyor ya da geri çekiliyormuş gibi görünmekte. Albers’in amacı, görüntülerin gözümüzü kandırdığını göstermek değil, bunun yerine renklerin etkileşimine dayanarak neyi ve nasıl gördüğümüze meydan okumamız sağlamaktı.

Albers resimleriyle de tanınsa da en kalıcı eserlerinden biri biri, 1963’te  sınırlı serigrafi baskı olarak yayınlanan Interaction of Color kitabıdır. Kitapta, rengin ‘neredeyse hiçbir zaman gerçekte olduğu gibi görülmediğini’ ve ‘rengin sürekli olarak aldattığını’ belirterek renk teorisini genişletti.

Kitap, 1971’de ciltsiz olarak yayınlandı. Sanatçı adaylarının kitapla birlikte çalışması amaçlanmıştı. Kitaptaki kavramları okuyup anlayabilirsiniz ancak rengin gücünü ancak bunları ilk elden deneyimleyerek tam olarak anlayabilirsiniz.

Kitap, renklerin çıkarılması gibi, etraflarına yerleştirdiğiniz şeylerle iki farklı rengi birbirine benzetmeniz için sizi zorlayan alıştırmalar içermekte. Ek olarak, ışık, yoğunluk ve renk tonlarının yarattığı yanılsamalara da değinmekte. Becerilerinizi geliştirmekle ilgileniyorsanız, Türkçeye Rengin Etkileşimi ismiyle çevrilen kitabı okumanızda fayda var.

Kısaca, Josel Albers ne ile tanınır?

Josef Albers, Bauhaus Sanat Okulu’nda öğretmenlik yapması, ‘Kareye Saygı’ çerçevesinde tablolar yaratması veInteraction of Color kitabıyla tanınmakta.

Kısaca, Josef Albers’in çalışmaları neden önemli?

Albers’in renk teorisini ve bunun uzamsal ilişkiler üzerindeki etkilerini araştıran deneysel sanatı, 20. yüzyılın modern sanatçılarını etkiledi. Interation of Color adlı kitabıyla mirası devam ediyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir